27 Ocak 2010

Ne isterdim biliyor musun?
Ben a desem sen -ne Atlas'a mı gidelim oluuur, Ay da ne güzel bu gece dimi Aysun demeni.
sana sarıldığımda başını okşamayı oğlum gibi, kocam gibi, babam gibi.
ağzımdan çıkan hiçbir kelimenin hiçbir cümlenin nereye gideceğini düşünmemeyi, düşünmeden konuşmayı seni etkilemeye çalışmadan.
Kendimi anlatmamayı, bu kadar zor mu acaba hiç anlatmadan anlayanlar var sanki hı ne dersin?
Bu yazı sana yani kimseye aslında, olmayana, belki de olamayana...
Bu gece ne istedim biliyor musun küfür etmeyi, şöyle boğaza karşı durup avazım çıktığı kadar ana avrat sövmeyi..
Katılır mıydın bana, ayıplamazdın eminim, olsan, ayıplamazdın.
Sen benim yerimde olsan, sen benim yanımda olsan ayıplamazdın.
Bu ara herşey bir düğüm düğüm boğazımda, sıraya dizilmiş sözcükler, sabırsız itiş kakış;
hiç mecalim yok ki
halim yok.
Tek istediğim susmakken şu sıralar, kafamı yaslayıp uyumakken, neden içimde isyanlara yol açıyorsun acaba neden tepkili cümleler birikiyor içimde sana?
Muhatabı değişti yazımın şu anda.
O kadar anlamıyorsun ki bence, ve ben o kadar anlatmak istemiyorum ki, galiba susup gidicem sadece.



Hiç yorum yok: